2014 WP Özeti

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2014 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Sydney Opera House’daki konser salonu 2,700 kişiyi barındırır. Bu blog, 2014 içinde yaklaşık 53.000 kez görüntülendi. Eğer bu Sydney Opera House’da bir konser olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi kapalı gişe yaklaşık 20 gösteri alacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Programcılıktan Networkcülüğe Geçiş

Blogumu takip eden herkesin bildiği üzere ben C#, WPF, MSSQL, ASP.NET ve DevExpress konusunda bildiklerimi, öğrekdikçe de öğrendiklerimi paylaşan bir garip programcıyım. Blog yazma fikri ilk kez aklıma düştüğünde şu anda olduğumdan 1500 kat daha hevesli ve idealisttim. Öğrendikçe, keşfettikçe ve aklımda yer ettikçe bir yere yazmam gerektiğini düşünüyordum ve bu yüzden KoDDefterim projesini hayata geçirmiş, daha sonra grup olarak hareket edemeyince MehmetKaplan.com blogumdan paylaşımlara başlamıştım. Bu süreçte Yazgelistir.com, CSharpNedir.com gibi sitelerde de makaleler yayınlamıştım. Hatta WPF konusunda Türkiye’nin MVP’si olmayı hedefliyordum 🙂 Gel zaman git zaman programlamaya karşı hevesim ve duruşum değişti 🙂 İş hayatımda yaşadığım değişiklikler ve programalamanın hayatımdan çaldığı zaman beni ağ alanına (network) itti. Yaklaşık iki yıldır hem çalıştığım şirkette, hem kendi dünyamda networkle ilgili bol bol okuyup öğrenmeye çalışıyor ve özellikle hacking\penetrasyon testleri gibi alanlarda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Belki tüm bu arayışlarda kendimi bulma sürecimin getirisidir henüz bilmiyorum ama şu sıralar fırsat buldukça bunlara meylettiğimi söyleyebilirim ^^

Peki tüm bunları neden yazıyorum? Halen özellikle DevExpress konusunda geri dönüşler, soru ve sorunlar alıyorum. Bir süredir programlama alanında faaliyet göstermediğimden, ciddi yenilikler olmadıkça takip de etmiyorum. Bu nedenle bu türde soru ve sorunlara özellikle cevap ver(e)miyorum. Blog yazmaya başladığım günlerde hiç kimsenin girip bir şeyler bulacağını ummuyor ve hedeflemiyordum ama şu anki tabloya göre günde en az 200 kişi girip yazdıklarımda yararlı bir şeyler buluyor. Bu tablo beni gururlandırmakla birlikte biraz da sorumluluk yüklediği için kendimi açıklama gereği duyuyorum. Sıkılmadıysanız, devam etmek istiyorum =]

Bundan sonrası için ne olacak? Yine fırsat buldukça -ki pek fırsat olacağını sanmıyorum- programlamayla ilgili içerik paylaşmaya devam eceğim. Şu an .NET ile ilgili olmayacağını öngörmekle birlikte muhtemelen Ptyhon’la devam edeceğim ama henüz emin değilim. Öngördüğüm paylaşımlar öncelikle ağ üzerinde basitten orta düzeye, orta düzeyden gelişmişe kadar ciddi bir kaynak yaratmak olacak. Daha sonra bildiklerimi, öğrendiklerimi ipucu olarak aktarmaya başlayacağım.

Tüm bu vesileyle beni destekleyen, yanımda olan, olmayan ve özellikle eleştirenlere çoook teşekkür ederim. Umarım bundan sonra da yararlı bir şeyler yapabilirim 🙂

Haydi bakalım! Eğlenceli ve bilgili zamanlara!

İnternet Çok mu Yavaş Yaa?! (2014)

Kaç kişinin kullanımını ne derecede etkiledi, ne zamandan beri farkındayız bilmiyorum ama konuya bodoslama girip serzenmeden, “noluyor be” demeden önce bilinmesi gereken gaydırıbuppaklar var. ISP denilen, ‘İnternet Servis Sağlayıcı’lar, yani Türkiye’deki Türk Telekom, Süperonline ve onların çakması olan D-Smart vb. şirketler artık devlet eliyle bir takım filtrelemeler yapıyorlar. Mesela? Devlet eskiden bir siteyi yasaklamak istediğinde, o sitenin ismine karşılık gelen ve ip adresi denilen numaraları değiştiriyordu. Bunu biraz açarak boyutunu daha iyi ifade edelim: mehmetkaplan.com isimli bir adresim var. Bu adres aslında ‘212.175.87.148’ numaralarının karşılığı. Biz bu rakam dizeleriyle uğraşmayalım diye bir isim&ip teknolojisi (DNS) kullanılıyor. Devlet de “sen misin yan bakan” diyerek kapatmak istediği web sitesine karşılık gelen rakam dizesini, ‘mahkeme kararıyla erişimi engellendi’ gibi birkaç cümle yazan başka bir sitenin rakam dizesiyle değiştiriyor. Sonra noldu? yasak! Hayır, aslında yasakladığı hiçbir şey yok, yalnızca başka sayfaya yönlendiriyor. Yasaklayamamış olduğunu da hepimiz DNS bilgilerimizi değiştirerek kendimiz görüyoruz?

Peki artık ne değişti? Devlet internetten o kadar çok korkar hale geldi ki! Devlet eliyle TİB (Türkiye İletişim Başkanlığı) üzerinden servis sağlayıcıya bazı sorumluluklar yüklüyor. Buna göre artık o rakam dizelerinin kolayca aşılabilir olduğunu bildiğinden, interneti kaynağından, yaani interneti satan heriflerin ana makinelerinden engelliyorlar. Bunu yapmak için herkesin bir şekilde duyduğu ‘güvenlik duvarı’, ‘firewall’, ‘dpi’ gibi sözde yetenekli donanım ve yazılımlar kullanıyorlar. Böylece siz bir siteye girdiğinizde DNS’i sabaha kadar da değiştirseniz engelleme interneti veren herifler tarafından geçiş noktasında yapııldığı için hiiçbir işe yaramıyor. Çünkü servis sağlayıcılar, erişmek istediğiniz web sitesinin adına değil, erişmek istediğiniz bilginin içeriğine bakıyorlar. Örneğin “recep tayyip erdoğan ın bilal erdoğan ile ses kaydı 2” gibi bir cümle var ve internette yayınlandı mı? Servis sağlayıcı bu ve türevi içeriğin geçtiği tüm siteleri (teknik olarak erişilmek istenilen paket) engelleyebiliyor. Çünkü siz oraya girdikçe ve bu güvenlik yazılımları gördükçe basıyor engeli. Artık kullanılan güvenlik yazılımları, web sitesini engellemeden, yalnızca bir sayfasını ya da sayfanın içerisindeki tek bir bölümü engelleyebiliyor. Bu yüzden bas bas “sadece kişilik haklarına tecavüz eden sayfanın ilgiili bölümü engellenecek” diyorlar.

Eee, neden bu kadar çok bilgi verdim? Siz bir web sitesine girdiğinizde, o web sitesi tertemiz bile olsa, anasından helal süt emmiş bir web masterı, polyanna gibi bir editörü olsa dahi tüm bu filtreleme süreçlerinden geçiyor. Zaten normalde zar zor girdiğimiz ve hızından şikayet edip durduğumuz internet bağlantısı, bu filtreleme süreçlerinden ötürü yine birkaç saniye sekteye uğruyor. Bunu özellikle Youtube gibi medya sitelerinde, HTTPS, yani sertifikalı Google gibi sitelerde gezinirken bol bol deneyimleyeceksiniz. Hatta bu zaman aşımı süreler her geçen gün artarak devam edecek çünkü engellemeler için her geçen gün biraz daha derinlere inerek engelleme seviyesini arttıracaklar.

“Yaa iyi de napıcazz?” sorusuna herkesin duyma şerefine nail olduğu proxy cevabı verilebilir. amaa, gelin görün ki proxy servisleri de kendince ciddi riskler (eğer bir yazılım yüklüyorsanız, bilgisayarınıza arka kapıdan giriş izni vermek, yazılım yüklemiyorsanız girip çıktığınız sitelerin proxy hizmeti verenlerce izlenebilmesi&kayıt altına alınmasına olanak tanıma) içerdiğinden önermiyorum. Bir gün gelir gerçekten bu riskler göze almaya değer boyutlara ulaşırsa, işte biz o gün küllerimiz doğar, proxyi teyzeye anlatır gibi anlatırız! ^^

Haydi bakalım, videonuz bol olsun ^^

Teknik notlar:

*Engellemeleri aslında TİB yapıyor, Türk Telekom’a suç atmayın. Aslında DPI, SPI falan gibi deli gibi para harcatan ürünler servis sağlayıcının işine gelmez.

**Proxy dışında, VPN gibi bilinen ama benzer riskler taşıyan çözümler de var.

***’DPI neymiş oğlum’cular için: İngilizce ve Türkçe

WordPress 2013 Yılı Özeti

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Sydney Opera House’daki konser salonu 2,700 kişiyi barındırır. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 57.000 kez görüntülendi. Eğer bu Sydney Opera House’da bir konser olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi kapalı gişe yaklaşık 21 gösteri alacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

WordPress 2012 İncelemesi

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Jay-Z izlemek için yeni Barclays Center içine 19.000 kişi sığdı. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 89.000 kez görüntülendi. Eğer bu Barclays Center’da bir konser olsaydı, birçok insan için bunu görmek, biletleri tükenmiş yaklaşık 5 gösteri kadar olacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Çevrimiçi Port Tarayıcısı | OnlinePortScanner.NET

Dün  bir hevesle başlamış olduğum çevrimiçi port tarama sayfasını devreye aldım:

Online Port Scanner

Şu an tasarım konusunda pek modern olmadığı için değiştireceğim. Bir işlevselliği çok önemli olduğu için şu an kullanmakta olduğum DevExpress nesnelerini de kullanmayı düşünmüyorum. Güncelleme ve özellikler geldikçe burada paylaşıyor olacağım.

DGS ve KPSS Zamanı…

Merhaba Arkadaşlar,

Belki fark edenler olmuştur, belki olmamıştır ama bu aralar bloguma ve yazılım dünyasında olup bitenlere kayıtsız kalıyorum. Bunun iki sebebi var; birincisi DGS 2012, ikincisiyse KPSS 2012. Birine 6, diğerine 9 ay var. Bu süreçte elimden geldiğince çalışıp ÖSYM’ne gününü göstermeyi düşünüyorum. =] O yüzden en az 9 ay buralarda olmayabilirim. Belki ara ara girer küçük notlar paylaşırım; bilmiyorum.Yine de epostalarımı  (mehmet.kaplan@hotmail.com.tr ) okumaya çalışacağım.

Herkese aydınlık, ufuk ve başarı dolu günler dilerim.

About.ME

Mehmet KAPLAN ve Meymet KAPLAN olarak About.ME’deki yerimi almış bulunuyorum. Sizler de hesaplarınızı kaptırmadan bir an önce alınız:

http://about.me/mehmetkaplan

Ovabükü, Mesudiye, Datça, Muğla | Özdemir Pansiyon!

On günlük iznimin beş gününü ayırdığım harika bir yerden bahsetmek istiyorum. Datça! “Allah sevdiğini kulunu Datça’ya gönderirmiş” sözüne sonuna kadar hak vermenize neden olan yer! Harika bir hava, harika bir deniz, güler yüzlü insanlar, stressiz, kalabalıktan uzak, huzurun dibini gördüğünüz mükemmel bir yer! Ege’yle Akdeniz’in buluştuğu yer! Can YÜCEL’in ölmek için can attığı yer!

Datça diğer tüm il ve ilçelere nazaran sessiz. Ben daha da sessiz olması için Datça’nın en güzel koylarının bulunduğu Mesudiye köyünü tercih ettim. Datça’nın merkezine yaklaşık yirmi km olan, küçük pansiyon, restoran ve kafelerinin bulunduğu, tertemiz ve sessiz sakin bir yer! Kızılbük, Hayıtbükü, Ovabükü, Palamutbükü gibi muhteşem koyları var. Dağdan fotoğraf çektiğinizde, yirmi metre derinlikte bile fotoğraftan suyun altını görebileceğiniz temizlikte!

Elbette bu dört koyun da kendi aralarında çekişmeleri yok değil. Örneğin ben Ovabükü’nde kaldım ve diğer koyları da gezme fırsatı buldum. Hayıtbükü’ne botlar demirleyebildiği için diğer koylar Hayıtbükü’ne oranla daha temiz. Kızılbük’ün de harika bir manzara ve sahili var ama Ovabükü hem daha geniş, hem de marketi var! =] Evet, bu köyde yalnızca iki market var. Ayrıca bankamatik olmadığı için gerekli miktarda nakit parayla gelmelisiniz, çünkü birçok yerde post makinesi yok. Bu arada Ovabükü’ndeki marketin böyle bir yere yakışmayacak şekilde bilinenin çok daha üstünde fiyatla satış yapıyor olmasını eklemeliyim. Ayrıca akşam dokuzda pos makinesinin Z raporunu aldığını söylemek gibi bir yalanın içine düştüğünü, sırf nakit almak için böyle bir yola başvurma iğrençliğine başvurduğunu söylemek istiyorum. Bence buralara gelmeden önce market gereksinimlerinizi Datça’nın merkezinden yapın. İçecekleri zaten kaldığınız pansiyondan ya da çevre restoranlardan alabilirsiniz.

Eveet, gelelim pansiyona! Burada denize sıfır olan, olmayan birçok pansiyon var. Bazı pansiyonlarda kahvaltı ücrete dahil, bazılarındaysa dahil değil. Benim önereceğim pansiyon Ovabükü’ndeki Özdemir Pansiyon. Denize sıfır olan, kahvaltı dahil gayet uygun ücretleri olan bir pansiyon. Hem sahipleri Adem ve Sevil ÖZDEMİR çok ilgili ve yardımsever! Ayrıca zeytinyağlı yemekleri haarika! Alkollü alkolsüz tüm içeceklere de sahipler. Denize sıfır yemek yeme olanağını da sunuyorlar. Gördüğüm diğer pansiyonlara oranla tüm kategorilerde diğer pansiyonlardan daha iyiler. Ayrıca Ovabükü’nde oldukları için diğer koylara göre çok güzel bir deniz sunuyorlar. Buyurun web siteleri:

http://www.ozdemirpansiyonmesudiye.com/

Tüm bu koyların dışında kara yoluyla ulaşamayacağınız yerler de var ve gitmişken oraları görmemek büyük hata olur. Günlük bot turlarıyla hem bu koylara -Domuz İni, Domuz Çukuru, Bağlarözü, Çay Limanı, Knidos- gibi yerlere gidebiliyorsunuz. Gitmişken buraları da görmeyi ihmal etmeyin. Kaldığınız pansiyon rezervasyon konusunda yardımcı olacaktır.

Ulaşım seçenekleriyle ilgili birkaç sıkıntı elbette var. Çok büyük oteller olmadığı için dolmuş seferleri sınırlı. Biz Eylül sonunda gittiğimiz için sabah iki, öğlenden sonra iki tane dolmuş bulunuyordu. Zaten Datça’ya gitmenin hangi yolla yapılacağını söylemeye gerek yok. Hemen hemen her yerden ulaşabiliyorsunuz. Otobüsle gelenler zaten genelde önce Marmaris’e gelip, oradan Datça’ya geçiyorlar. Arabanız varsa Google Map’den bakarak bulabilirsiniz. Zaten pansiyon sahibiniz size yol bulma konusunda gerekli derecede yardım edecektir.

Tam pansiyon otellere, kalabalığa vereceğiniz paranın üçte ikisine, üçte birine buralara giderek gerçek bir tatil yapın. İnanın pişman olmayacaksınız.

Lütfen Akdeniz ve Ege’nin hatırına rakı içmeyi ve Can Yücel’i anmayı unutmayınız =]

Mehmet KAPLAN ve Blogu hk.

Merhabalar,

Eveet, yaklaşık bir buçuk yıldır blogumda bildiklerimi, karşılaştıklarımı yazıp yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu sürece başlamadan önce ilk amacım öğrendiklerimi unutmamak ve daha sonra “neler yapmışım?” diye baktığımda düzenli bir şekilde görmekti. Bu kayıtların tek benim için değil herkes için yararlı olması adına blogumda tutmaya karar vermiş ve yayına açmıştım. Bunu yapmış olmaktan elbet pişman değilim ama yanlış anlaşılmaların önüne geçmek adına bir hatırlatma yapmak istiyorum.

1) Mehmet KAPLAN ücretsiz destek veren ve her şeyi bilen bir Microsoft botu değildir. Bildiklerini paylaşan ve yardımcı olduğunda kendini iyi hisseden herhangi bir programlama meraklısıdır.

2)Mehmet KAPLAN kaynak göstermek şartıyla alıntı yapar ve kendi yazılarının alıntılanmasına yine kaynak göstermek koşuluyla izin verir.

3)Mehmet KAPLAN kendini her yoruma, her epostaya cevap vermek gibi bir amaca adamamıştır.

4)Mehmet KAPLAN şu ana kadar birilerinin işine yarasın ya da yaramasın 265 yazı paylaşmıştır. Bu yazılardan yararlandığı hâlde teşekkür etmekten aciz olan, aciz olduğu yetmiyormuş gibi yetersiz, kopyala\yapıştır vs gibi haksız eleştirilerle gelenleri umursamamaktadır.

İkinci kez hatırlatmak gereği duyuyorum; yalnızca ve yalnızca karşılaştıklarımı, öğrendiklerimi unutmamak için çıktığım yolda, başkaları da yararlansın diye yazıyorum. Buna karşın yardımcı olabileceğim konularda olmaya çalışıyorum. Tüm bunlara karşı işin nankörlük, ukalalık boyutunda olanları uzak durmaya davet ediyorum.

Hepimize gani gani hayal gücü diliyorum =]

%d blogcu bunu beğendi: